Türkiye Cumhuriyeti

Sana Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Şehitleri Anma Töreni Konut Konuşma Metni, 18.03.2012

Şehitleri Anma Töreni Konut Bölümü Konuşma Metni,
18 Mart 2012, Sana

Sayın Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tümgeneral Şeref Muhammed Ahmed,
Ekselansları Büyükelçiler, Sevgili Meslektaşlarım, Değerli Vatandaşlarımız, Yemenli Dostlarımız, Saygıdeğer Konuklar,

Bugün, vatan için en büyük mertebeye ulaşan ve canlarını veren şehitlerimizi anmak için toplanmış bulunuyoruz. 18 Mart günü, 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nın yıldönümüdür ve Türkiye’de Şehitler Günü olarak kabul edilmektedir. Bu çerçevede bugün, gerek ülkemizde gerek yurtdışındaki bütün Şehitliklerimizde bütün şehitlerimiz şükranla, saygıyla anılmaktadır.

Çanakkale Savaşı, millet olarak en kötü şartlarda bile ümidin kaybedilmemesinin önemini gösteren ve Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasına zemin hazırlayan, onur ve azmin mücadelesidir. Bu savaş aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar süren milli mücadele ruhunun başlangıç noktasını ifade ettiği için Türk milleti açısından çok önemlidir.

Savaşlar acı ve yıkım doludur ama maalesef hayatın bir gerçeğidir. Önemli olan savaşlardan ister muzaffer, ister yenik olarak ama mutlaka onurlu çıkmaktır. Türk Milleti, savaşlarını barışa ve dostluğa döndürebilmeyi başarmıştır. Bunun en güzel örneğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında düzenlenen Şehitleri Anma Töreninde, Çanakkale Savaşı sırasında hayatını kaybeden diğer ulusların askerlerine ve ailelerine hitaben söylediği şu sözlerde görmek mümkündür; gururla tekrarlıyorum:

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Değerli Misafirler,

Nasıl ki biz Çanakkale de şehit olan Avustralya’lı ve yeni Zelenda’lı askerleri bağrımıza basıp “onlar artık bizim evlatlarımızdır” diyebildiysek Yemen’in kalbinde, bütün Yemenli dostlarımıza emanet ettiğimiz şehitlerimizi de Yemen aynı şekilde kucaklamaktadır. Dost ve kardeş Yemen'in, tarihimizde çok ayrı ve özel bir yeri vardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yemen, uzun yıllar boyunca Türkler için de vatan topraklarıydı. 400 yıl boyunca atalarımız bu toprakları cansiperane savundular.
Anadolu’dan Musul’a, Saraybosna’dan Bakü’ye kadar o zamanki vatan topraklarının her köşesinden Yemen’e askerlerimiz, buraları ele geçirmek için uğraşan o günkü düşmanlara karşı, Yemenli kardeşleriyle beraber çarpıştılar ve bu uğurda Yemen’de üçyüzbin askerimiz şehit düştü. Bunların çok büyük kısmının üçüncü taraflara karşı verilen savaşlarda veya iklim koşullarından, hastalık ve benzeri nedenlerden ya da asayişi sağlamaya çalışırken şehit olduklarını biliyoruz.

Askerlerimizin bu topraklarda gösterdiği fedakârlıklar boşa gitmemiştir çünkü Yemen’in kuzeyindeki bu topraklar işgal edilememiştir. İşte bu yüzdendir ki Türkler, Yemen halkının muhabbet ve dostluğunu kazanarak bu topraklardan barış içinde ayrılmıştır. Tabiiki de bu muhabbet karşılıklı olmuştur. Nitekim, çok sevdiği bu topraklardan ayrılamayan bazı Osmanlı subayları ve her meslekten Türkler, Yemen’deki Türk varlılığının devam etmesini sağlamıştır. Osmanlı’nın Yemen’de kalarak Yemenlilerle kaynaşan bu torunları bugün kardeş iki ülke arasında köprü vazifesi görmektedir.

Türk-Yemen kardeşliği türkülerimize, hikayelerimize konu olmuş ve asırlardır dillere destan olmuştur. Yemen’e gidip de geri dönemeyen askerler için söylenmiş çok sayıda hüzünlü türkü ve şiirler kültürümüzün bir parçası olmuş ve bugün bile hepimizi duygulandırmaktadır.

Sayın konuklarımız, bugünün Dışişleri Bakanlığımız için ayrı bir anlamı daha vardır. Daha bir kaç yıl öncesine kadar, uluslararası terör örgütlerinin hain saldırılarına maruz kalarak yurtdışında görev başında şehit edilen 42 diplomatımızı ve kamu görevlisini de bu günde anıyoruz ve terörizmin her türünü kınıyoruz.

Canlarını ortaya koyarak milletine hizmet eden şehitler ve gözünü kırpmadan şehit olmaya koşan gaziler hiçbir zaman unutulmayacaktır. Allah rahmet eylesin. Mekânları cennet olsun.