Türkiye Cumhuriyeti

Sana Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

18 Mart Şehitleri Anma Töreni, 18.03.2014

Sayın Tümgeneral Ahmed Al-Wali,
Sevgili Meslektaşlarım Büyükelçiler, Değerli Vatandaşlarımız,
Yemenli Dostlarımız, Saygıdeğer Konuklar,

Bugün, vatan için en büyük mertebeye ulaşan ve canlarını veren şehitlerimizi anmak için toplanmış bulunuyoruz. 18 Mart günü, 1915 Çanakkale Deniz Savaşı’nın yıldönümüdür ve Türkiye’de Şehitler Günü olarak kabul edilmektedir.

Değerli misafirler,

Türkülerimize kadar girmiş dost ve kardeş Yemen’in, tarihimizde çok ayrı ve özel bir yeri vardır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Yemen, uzun yıllar boyunca Türkler için de vatan topraklarıydı. Anadolu’dan Musul’a, Saraybosna’dan Bakü’ye kadar o zamanki vatan topraklarının her köşesinden Yemen’e gelen askerlerimiz, buraları ele geçirmek için uğraşan zamanın devletlerine karşı, Yemenli kardeşleriyle beraber çarpıştılar.

İşte bu yüzdendir ki Türkler, Yemen halkının muhabbet ve dostluğunu kazanarak bu topraklarda barış içinde yaşamış ve onurlu biçimde ayrılmıştır. Bu aziz topraklardan ayrılamayan bazı Osmanlı subayları ve her meslekten Türkler ise Yemen’deki Türk varlığının devam etmesini sağlamıştır. Türklerin burada kalarak Yemenlilerle kaynaşan torunları bugün kardeş iki ülke arasında köprü vazifesi görmektedir.

Aynı şekilde, Anadolu topraklarını savunmak için Yemen’den Çanakkale Savaşlarına katılan ve adları oradaki şehitlikte yazılı Mülazım Sani (Teğmen) Nazif Muhlis Abdullah Anafartalar’da, Zabit Vekili Galip Bey Kanlıdere Muharebesi’nde şehit düşmüştür.

Saygıdeğer Konuklar,

Savaşları barışa ve dostluğa döndürebilmeyi başarmak kazanmaktan önemlidir. Bunun en güzel örneğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1934 yılında Çanakkale Savaşı sırasında hayatını kaybeden Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinin ailelerine hitaben söylediği şu sözlerde görmek mümkündür; gururla ve ilk duyduğum heyecanla tekrarlıyorum:

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Yemen’e emanet ettiğimiz şehitlerimizi de Yemen halkı “bizim evlatlarımızdır” diyerek kucaklamıştır.

Yemen Savunma Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığıyla beraber üç yıldır düzenlediğimiz bu tören, işte bunun en güzel göstergesidir.

Türk-Yemen kardeşliğinin nişanesi bu Anıtın Sana’nın en anlamlı yerinde inşa edilmesine imkân sağlayan Eski Cumhurbaşkanı Sayın Ali Abdullah Saleh’e, Yemen Hükümetine ve emeği geçen herkese huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

Sözlerime son verirken, Şehitler Günü olarak andığımız Çanakkale Deniz Zaferinin 99. yıldönümünde, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere bütün gazilerimizi saygıyla anıyor, dünyanın dört bir yanındaki tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun.
Since my remarks were in Turkish and translated only in Arabic, I would like to emphasize one part to our colleagues in English. That is the part on how important is to transform wars into symbols of peace and friendship and I quoted Mustafa Kemal Atatürk, the founder of the Republic of Turkey when he was adressing the families of the Anzacs who lost their lives in Çanakkale:

“Those heroes that shed their blood and lost their lives… you are now lying in the soil of a friendly country. Therefore rest in peace. There is no difference between the Johnnies and the Mehmets where they lie side by side here in this country of ours… You the mothers who sent their sons from far away countries, wipe away your tears. Your sons are now lying in our bosom and are in peace. Having lost their lives on this land they have become our sons as well.”